White Power (White Proud) (!)

Yeni Zelanda’da masum insanları öldüren terörist, mahkemede “White Power (veya “White Proud”) adlı örgütün el işaretini yaptı. “White Power” Anglosakson beyaz Hristiyanların diğer millet ve dinlere sözde üstünlüğünü savunan ırkçı bir örgüttür. (İnternetten ayrıntılı araştırabilirsiniz.) Başta ABD olmak üzere Batı dünyasında gizli veya açık, halktan ve üst düzey yöneticilerden taraftarı bulunmaktadır. Kanada, Almanya, İngiltere ve ABD’de defalarca olduğu gibi en son Yeni Zelanda’da gerçekleştirdikleri kanlı saldırı da gösteriyor ki bu hastalıklı fikir sadece düşüncede kalmıyor, aynı zamanda yavaş yavaş organize eylemlere de dökülen terörist bir çehreye bürünüyor.

Christchurch

Yeni Zelanda’da masum insanları öldüren terörist, mahkemede “White Power (veya “White Proud”) adlı örgütün el işaretini yaptı. “White Power” Anglosakson beyaz Hristiyanların diğer millet ve dinlere sözde üstünlüğünü savunan bir örgüttür. (İnternetten ayrıntılı araştırabilirsiniz.) Başta ABD olmak üzere Batı dünyasında gizli veya açık, halktan ve üst düzey yöneticilerden çok taraftarı bulunmaktadır. Kanada, Almanya, İngiltere ve ABD’de defalarca olduğu gibi en son Yeni Zelanda’da gerçekleştirdikleri kanlı saldırı da gösteriyor ki bu hastalıklı fikir sadece düşüncede kalmıyor, aynı zamanda yavaş yavaş organize eylemlere de dökülen terörist bir çehreye bürünüyor.

Reklamlar
Görsel | Posted on by | Yorum bırakın

Hükûmet Ne Demek, Devlet Ne Demek?

IMG-20180624-WA0007

Referandumda “Mhp’den oy gelmedi” iddiasının doğru olmadığı şimdi anlaşılmıştır herhalde. (Referandumdaki oy kaybının nedeni sadece İstanbul Fatih ve Üsküdar’a bakılarak bile anlaşılır.) O zaman olduğu gibi bu seçimde de en az % 11 desteği olduğunu şimdi gördük. Mhp desteği olmasa; referandumda %41’de, bu seçimde %42’de kalarak ikisinde de %50 geçilemeyecekti. Bunun sonuçlarını kestirmek de zordur. Bu iki ve önceki birçok desteğine rağmen bazı akpliler tarafından yok sayılıp azımsanması bile mhpyi küstürmedi, büyüklüğünü ve önceliğini yine gösterdi. “Kişiler ve partiler geçicidir, önce devlet ve millet” dediğimiz sürece ülkemiz kaybetmeyecek. Yeter ki bu kadar destek verenlere vefasızlık ve nankörlük edilmesin.

IMG-20180624-WA0009

Siyasî/Dinî içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Ağza Bak Ağza!

…Oradaki insanların silahları yok, bu sebeple elleriyle taş kırıp atıyorlar, bu sebeple kadın, çocuk, ihtiyar, engelli… vücutlarıyla mücadele edip şehit oluyorlar. Oraya silah sokulamadığı gibi, silah yapılmasın diye çelik ve demir sokmak da yasak oraya, öyle ki inşaat bile yapamıyorlar demir olmadığı için. Sınırları kontrol eden zaten İsrail. Mısır ve Ürdün tarafı da normal geçişlere bile nadiren açılıyor. Amerika, Kanada, Avustralya gibi ülkeler Filistinlilere “şartsız” vatandaşlık veriyor ki oralardan gitsinler ve topraklar Yahudilere kalsın. Ama onlar elektriksizliğe, susuzluğa, yokluğa hatta ölüme razı olup orada kalıyorlar. Siyonistlerin propagandası olan ve onların işine yarayan “Filistinliler kendileri yeterince mücadele etmiyorlar, biz niye ediyoruz!” demek gerçekten haksızlık onlara…

Ayrılığa gelince bu bizde de olmuştu Milli Mücadele zamanında, birçok görüş ayrılığı vardı ve hepsi de kurtuluş içindi. Onların da iki büyük grubu var: Hamas, El-Fetih… İkisinin de derdi kurtuluş ama yöntemde anlaşamıyor. Zaten anlaşsalar da silah yok. Ayrıca yüz yıla yakındır Rus veya Çin esareti altında yaşayan soydaşlarımız da mı çaba göstermiyor, kurtulmayı istemiyor ki yıllardır kurtulamıyorlar? Böyle bir şey olabilir mi?

Güncel, Siyasî/Dinî içinde yayınlandı | Yorum bırakın

AMERİKA’NIN, YÖNETİMLERİ EVCİLLEŞTİRME TAKTİĞİ DE AYNI!!!

Fotoğraf: Sirkten kaçmaya çalışan Fil Tyke’nin vurulma anı.

“Hindistan’da filleri evcilleştirmek için ilginç bir yöntem kullanılır.

Ormanda yere filin içine düşebileceği büyüklükte bir çukur kazılır ve üzeri dallarla örtülür. Yavru fil gelip dallara bastığında çukurun içine düşer.

Ama şanssızlığı bununla bitmez. Fil avcıları, yüzlerini de kapatan tümüyle simsiyah giysiler içinde, ellerinde sopalarla gelip fili bir de eşek sudan gelinceye kadar döverler. Hayvan yediği sopalardan, çukura düşmesi nedeniyle yaşadığı acıdan ve korkudan hayatında görmediği bir bunalım yaşar birkaç saat içinde.

Sonra aynı avcılar ağaçların arkasına gider ve üstlerindeki siyah elbiseleri tümüyle çıkarıp baştan aşağı beyaz elbiselerle, ellerinde çeşit çeşit meyve sepetleriyle geri gelirler. Fili besler, yaralarına pansuman yaparlar, onu düştüğü çukurdan çıkarırlar.

Fil bu beyaz giysili kurtarıcılarının ona gösterdiği karşılıksız sevgi ve ilgiden dolayı o kadar minnettar kalır ki o andan itibaren her istediklerini yapar ve sözlerinden çıkmaz. Onların kendisini az önce döven siyah giysili adamlar olabileceği aklına dahi gelmez. Filimiz artık evcilleştirilmiştir.”

Tuzağı kuran da odur, tuzaktan kurtaran da; döven de odur, pansuman yapan da… Sadece farklı elbiseler içinde yaklaşır. İzleyenler bilir: “Son Samuray” filminde, Samurayları öldüren Amerikalılardan onları kurtaran yine bir Amerikalıdır. Soytarılık yapmayı reddedip sirkten kaçmaya çalışan fili ise fotoğraftaki “Fil Tyke” gibi hiç acımadan öldürürler.

Siyasî/Dinî içinde yayınlandı | Yorum bırakın

TEKASÛR (ÇOĞALTMAK) SÛRESİ / 102

أَلْهَاكُمُ التَّكَاثُرُ / حَتَّى زُرْتُمُ الْمَقَابِرَ / كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ / ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ / كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ الْيَقِينِ / لَتَرَوُنَّ الْجَحِيمَ / ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ الْيَقِينِ / ثُمَّ لَتُسْأَلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّعِيمِ

El-hakum’ut-tekasur / Hatta zurtum’ul-mekabir / Kella sevfe ta’lemun / Summe kella sevfe ta’lemun / Kella lev ta’lemune ilm’el-yakîyn / Le teravunne’l-cahîym / Summe le teravunneha ayn’el-yakîyn / Summe le tus’elunne yevmeizin an’in-naîym

ÇOĞALTMAK SÛRESİ / 102
1- Çoğaltmak oyalar
2- Kabirlere gidene kadar
3- Öyle değil, bileceksiniz
4- Kesin öyle değil bileceksiniz
5- Öyle değil, apaçık bilseydiniz
6- Görecektiniz çılgın ateşli cehennemi
7- Sonra onu apaçık göreceksiniz
8- Sonra o gün sorulacak tüm nimetleri

Rivalry in worldly increase distracteth you / Until ye come to the graves. / Nay, but ye will come to know! / Nay, but ye will come to know! / Nay, would that ye knew (now) with a sure knowledge! / For ye will behold hell-fire / Aye, ye will behold it with sure vision. / Then, on that day, ye will be asked concerning pleasure.

Kur'an-ı Kerîm içinde yayınlandı | Yorum bırakın

Aslı Budur

Karapınar Bilgisi
Geçen gün Karapınar’da yaşananlar:

21 Ağustos 2017 akşamı Karapınarlı birkaç kişiyle ve Suriyeli iki-üç kişi arasında bir tartışma yaşanır. Çalıştığı halde parasını alamayan Suriyeli ile parayı vermeyen Karapınarlı arasında çıkan tartışma kavgaya dönüşür ve Karapınarlı silahla iki Suriyeliyi vurur. Biri (8 çocuk babası) olay yerinde ölür diğeri ağır yaralı olarak hastaneye kaldırılır. (O da sonradan ölür) Gece başlayan gruplaşma ve kavga işaretleri üzerine ilçeye çevik kuvvet gelir. Bu olay sabahleyin (22 Temmuz 2017) taciz iddiasıyla kamuoyuna özellikle sosyal medyadan duyurulur. Suriyeliler genç kızı taciz etmişler, abisi de onları vurmuş olarak sosyal medyada provakasyon başlar.

Gün boyu özellikle facebook üzerinden belli adreslerden olay tahrik edilir ve Suriyeliler hedef haline getirilir. Bu arada gün boyu akşam saat 21.30’da ilçe meydanında buluşma çağrıları yapılır. Özellikle şiddet eğilimli 150-200 kişilik bir grup akşam meydanda toplanır ve Suriyelilerin ilçeden çıkartılması için sloganlar atar. Suriyelileri öldüren kişinin babası (Karapınar’ın belası olan pavyonun müdavimlerinden) ise meydanda bulunan polis aracına çıkarak öfkeli kalabalığa hitap eder, onları kışkırtır. Bu sahne birçok kişi tarafından facebooktan canlı yayın olarak verilir. Olay yerine ilçe kaymakamı gelir ve gerek polis aracı üzerinde konuşan katilin babasına ve gerek topluluğa “Suriyelilerin ilçeden çıkartılacağı” sözünü verir ve dağılmalarını söyler. Grup dağılır. Ancak önceden planlanmış vaziyette ilçede farklı yerlerde oturan Suriyelilerin evleri taşlanır, camları kırılır, erkekleri dövülür. Birçok Suriyeli kan revan içinde hastaneye kaldırılır. (Bu olayların hastane acilinde ve kamera kayıtlarında kaydı vardır) Kadın ve çocuklar dehşet ve korku içinde kalırlar. Kimileri komşularına sığınır. Çarşıda Suriyelilere ait dükkanlar yakılır, camları kırılır.

Aynı gece ise kaymakamın talimatıyla tüm Suriyeliler (Toplam sayının 300 civarında olduğu belirtiliyor) kadın-çocuk demeden otobüslere bindirilir ve Konya ile Ereğli’ye götürülür.

Ertesi sabah ise aynı grup sosyal medyada zafer çığlıkları atar “Karapınar temizlendi” manşetleri yayınlarlar. Facebook üzerinden yayın yapan yerel medya önce işi körükler, ertesi sabah sağduyu çağrısı yapar. Sağduyu çağrısının sebebi ise hiçbir inisiyatif almadan 200 kişilik gruba boyun eğen kaymakamın kendilerini çağırarak sağduyu çağrısı yapın telkinidir.

Bu olay başlı başına bir skandal ve vahim bir tablodur.

1- Olaylar bir gece öncesinden “geliyorum” dediği hâlde emniyet tedbiri almayan kaymakam ve emniyet kusurludur.

2- Sosyal medyada tahrik ve provakasyon yapanlara yönelik adım atılmamıştır. Toplumu kin ve düşmanlığa sevk edenlere yönelik işlem yapılmamıştır.

3- Devlet otoritesi 200 kişilik şiddet eğilimli (bir kısmı da daha önce Karapınarda hiç görülmeyen ve kim oldukları bilinmeyen) kişilere boyun eğmiştir. Kaymakam ilk ve tek çözüm yolu olarak bu gruba Suriyelilerin ilçeden çıkartılacağı sözünü vermiş ve onların dağılmalarını istemiştir. Oysa 50 bin kişilik ilçede 200 kişilik vandal grubu gece boyunca anarşi estirmiş ve devlet olaya seyirci kalmıştır.

4- Suriyelileri vuran kişinin babasının polis arabası üzerinde konuşturulması ve provakasyona aracı olunması ise izah edilemeyecek bir kusurdur.

5- İlçe Kaymakamı ve ilçe belediye başkanı inisiyatif alarak sorunu çözmek yerine 300 kişilik Suriyeli mültecilere ikinci bir “karanlık gece” yaşatılmasına seyirci kalmışlardır.

Belediye başkanı tüm olaylar olup bittikten sonra (22 Temmuz 2017 saat 18:30’da) halka SMS göndererek sağduyu çağrısı yapmıştır.

Sonuç olarak; söz konusu olay bir “ayrımcılıktır, ırkçılıktır ve provakasyon”dur. Karapınar’ın adı böyle bir olayla lekelenmiştir. İnsani, dini, ahlaki ve hukuki hangi açıdan bakılırsa bakılsın hiçbir şekilde izahı olmayan bu olay tüm yönleriyle araştırılmalı ve sorumlular hakkında gerekli adli-idari işlemler yapılmalıdır. (ALINTIDIR.)

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

KASIM 2015’TEN BERİ UYARIYORUZ, DUYAN YOK!!!

“Meğerse olayın çıkış sebebi taciz falan değilmiş. Yanında çalıştırdığı Suriyeliye parasını vermek istemeyen biri ile emeğinin karşılığını isteyen bir Suriyeli arasında başlayan tartışmalar İKİ SURİYELİNİN ÖLÜMÜ ile sonuçlandı. Ancak olaylar olduğundan nasıl farklı anlatıldıysa özellikle sosyal medyada taciz varmış gibi lanse edildi.”

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

White Americaaa!!! We love you(!)

2_9774_1

Bir 7.65‘liğim Bile Yok – Hakan Albayrak

yaşasın konfederasyon(!)
yaşasın kamçılar ve köleler(!)
çünkü siyahları sevsem de,
lincoln’un bir yalancı olduğunu biliyorum.
dengeler adına vuruldu kim vurulduysa
çiftçiler, marilyn monroe, bağdat
dengeler adına bırakıldım kendimle başbaşa
burada şehremini’de
ve bir hallaç pamuğuna dönüşmüş olarak.

kimim ben
nerden gelip nereye gidiyorum
bunun ne önemi var
mossad besliyor kafka’yı
zen’i amerika finanse ediyor
çünkü hepimizi uyuşturup,
ortadoğu’yu ateşe vermek istiyorlar.

ikilem
üçlem ve dörtlemler
alternatif çöplüğüne döndü üçüncü dünyanın beyinleri
“hiç akletmez misiniz”
hayır etmeyiz!
felsefenin soysuz çarkına teslim ederiz ayetleri
öyle büyüttük öyle büyüttük ki felsefeyi
eylemi de aldı içine
eylemi aldı bizden
ve ateşler içre bağdat’ın orta yerinde,
çırılçıplak kalakaldık işte
dengeler adına silahsız
dengeler adına şahsiyetsiz
miskin, geveze, entelektüel…

dengeler adına vuramadı kim vurmadıysa
dengeler adına şair yaptılar bizi.

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

SUÇU HEP BAŞKASINDA ARAYANLARA

Bahçeli “Evet” demese sonuç ne olurdu, bunu da bir düşünün. Tek başına %50 aşılırdı diyen var mı? Son seçimde iktidar partisinin rekor kırdığı yerlerde, belediyelerinin güya güçlü olduğu yerlere bir bakın: İstanbul, Ankara, Antalya… Buralarda niye hayır çıkmış? Benim kanaatim evet, MHP’nin hepsi destek vermedi bu doğru ama iktidarı destekleyenlerden de büyük oy kaybı olduğu çok açık. İkinci bir şey: Üsküdar’da hayır çıktı ve Fatih’te %49 hayır.. Görünen o ki Türkiye’deki neredeyse tüm cemaatler hayır demiş veya sandığa gitmemiş. Suçu MHP’lilere atıp fitne çıkarmak yerine içteki kripto cemaatçiler ve destek vereceğiz deyip de vermeyen tarikatçılar temizlenmeli… Çıkarcıları, dalkavukları ve bu ikisini birden yapabilen, beynini bir meczuba satmış, samimiyetsiz sırıtkan cemaatçileri çevrenizden uzaklaştırmadıkça daha çok darbe yiyeceksiniz…

http://www.anahabergazete.com/abd-hacli-savasinda-kullanacagi-islami-tarikatlari-nasil-arastirmis-haberi

http://www.anahabergazete.com/bizi-bizden-gozukup-icten-vurmayi-bekleyen-dusman-haberi

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın

“İslam’ı İslamcılardan kurtarın.” Mustafa Durdu

BAŞTAN SÖYLEYEYİM: BEN BU YAZIMDA “YILBAŞI VE / VEYA DOĞUM GÜNÜ KUTLAYALIM” DEMİYORUM.

“Hristiyan adetidir, Hazreti İsa’nın doğum günüdür” diyerek (Oysa bir hafta kadar öncedir güya o doğum günü) yılbaşı kutlamayan dini bütün İslamcılar, Peygamberimiz, sahabe, tabiiyyun ve ondan sonra gelenler HİÇ kutlamamış olmasına rağmen yılda bir de değil hem de iki kere (Mevlit Kandili, Kutlu Doğum Haftası -gün de değil hafta-) Hazreti Muhammed’in doğum gününü kutlamayı dini vecibe sayarlar. Onlar dinde olmayanı dine sokarken sıkı Müslüman olurlar ve İslam’ı kimselere kaptırmazlar ama sen “Sünnette bu yok, yanlış yapıyorsunuz” dersen dinden çıkmışsın gibi seni yargılarlar. Selefi olmakla, -olmayan- Vahhabi mezhebine mensup olmakla suçlarlar. Bu durumda Hazreti Muhammet de öyle olmalı.

Bunu yaparken sözde Peygamber sevgilerini öne sürerler. Oysa onlar Peygamberimizin “Hristiyanların Meryem oğlu İsa’ya yaptıkları gibi, beni aşırı şekilde övmeyin! Ben ancak Allah’ın kuluyum. Bana ‘Allah’ın kulu ve Rasûlü’ deyin!” hadisini önemsemeyip ayak izine bile yüz sürer, sakaldan medet beklerler. Hazreti İsa’nın ilahlaştırılması sürecinin aynen böyle başladığından bîhaberdirler.

“Ne var bunda canım, Peygamberimizi hatırlıyor ve hatırlatıyoruz” gibi ilk bakışta gayet makul ve kulağa hoş gelen laflar ederler. Oysa “Müslüman’ın bayramı ikidir” hadisini hiçe sayarlar. Peygamberimiz kutlamadığı halde onun doğum gününü dini bir vecibe gibi dine sokarlar. Yılın aynı günü bunu yaparak gereklilik haline getirip ibadetleştirirler. Öyle ki o gecelere özel ibadetler icat ederler. Peygamberimiz HİÇ yapmamışken…(“Peygamberimiz domates de yemedi” diyenler, domates dini vecibe değildir) Hatta bu geceler öyle bir hâl alır ki, bu geceler için icat ettikleri nafile namazlar o kadar önemsenir ki insanlar farz olan beş vakti kılmamaktan rahatsız olmazlar ama bu gecelerde nafile namazları kılmazlarsa rahatsız olurlar.

Doğum günü kutlamak dinimizde olmayan bir şey ama diyelim ki var. Birini kutlayıp diğerini kutlamamak da yanlış لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ (Bakara:2/285) “O’nun elçileri arasında hiçbirini (diğerinden) ayırt etmeyiz.” ayetine muhalif bir durum ortaya çıkar.

Doğum günü kutlayanları ayıplayıp “Batı’nın kültürünü alıyorlar, onlara özeniyorlar” diye kendilerini iyi Müslüman pozlarına sokarlar. Ama sevdikleri, arkadaşları doğum gününü unutsa burukluk yaşarlar ve kutlasalar “Ya ne gerek vardı” diye sırıtırlar. Üstelik fotoğraflar çekip facebook’a atarlar ki herkese ne kadar sevildiklerini gösterebilsinler.

Bunlar ümmetçi, İslamcı, şucu, bucu, iyi olan her bir şeyci olurlar ve bunu kimselere bırakmayıp üstüne bir de doğru söyleyen ve dini temiz tutmaya çalışan seni din düşmanı, Peygamber düşmanı ilan ederler. Onlar Peygamberimizin getirdiği İslam’ı -haşa- yeterli bulmayıp eklemeler yaparken İslamcı olurlar.

Hz. Peygamber (salallahu aleyhi ve sellem)’in zevce-i paklerinin hane-i saadetlerine bir grup erkek gelerek Resulullah (sav)’ın (evdeki) ibadetinden sordular. Kendilerine sordukları husus açıklanınca sanki bunu az bularak: “Resulullah (sav) kim, biz kimiz? Allah O’nun geçmiş ve gelecek bütün günahlarım affetmiştir (Bu sebeple O’na az ibadet de yeter) dediler. İçlerinden biri: “Ben artık hayatım boyunca her gece namaz kılacağım” dedi. İkincisi: “Ben de hayatım boyunca hep oruç tutacağım, hiçbir gün terk etmeyeceğim” dedi. Üçüncüsü de: “Kadınları ebediyen terk edip, onlara hiç temas etmeyeceğim” dedi.

(Bilahere durumdan haberdar olan) Hz. Peygamber (sav) onları bularak: “Sizler böyle böyle söylemişsiniz. Halbuki Allah’a yemin olsun Allah’tan en çok korkanınız ve yasaklarından en ziyade kaçınanınız benim. Fakat buna rağmen, bazen oruç tutar, bazen yerim; namaz kılarım, uyurum da; kadınlarla beraber de olurum (Benim sünnetim budur), kim sünnetimi beğenmezse benden değildir” buyurdu.

Siz Hazreti Muhammet’ten daha mı Müslümansınız ey İslamcılar?

“İslam’ı İslamcılardan kurtarın.” Mustafa Durdu

Uncategorized içinde yayınlandı | Yorum bırakın